Tükürük bezi taşı bulunan hastaların ortak özelliklerinden biri yeterli miktarda su içmemeleridir. Bu kişilerin büyük bir kısmı günlük bir litre, hatta yarım litrenin altında su tüketmektedir. Yeterince su içilmediğinde tükürük salgısı yoğunlaşabilir ve oluşan tortular zamanla taş meydana gelmesine yol açabilir. Ancak tek neden bu değildir; sigara kullanan bireylerde ve sebze tüketimi düşük olan kişilerde de risk artmaktadır. Ayrıca bazı ilaçlar ve çeşitli hastalıklar da taş oluşumu ile ilişkilendirilmektedir.
Basit bir boğaz şişliği sandığınız durum tükürük bezi taşı olabilir.
Tükürük bezinde şişlik oluştuğunda bu durum boğazda, boyunda veya yanak bölgesinde fark edilebilir hale gelir. Taşın tükürük kanalını tıkaması ya da iltihaplanmaya yol açması durumunda ilgili bölgede şişlik oluşur. Bununla birlikte gerginlik hissi ve ağrı da görülebilir. Özellikle çene altı tükürük bezi şişlikleri zaman zaman farenjit ya da bademcik iltihabı ile karıştırılabilmektedir. Hatta bazı vakalar diş iltihabı zannedilebilir. Oysa fizik muayene sırasında ve tükürük kanalından gelen salgının özellikleri değerlendirilerek doğru tanı konulabilir. Tükürük bezi taşından şüphe edildiğinde ise çeşitli görüntüleme yöntemleri kullanılarak kesin teşhis belirlenir.
Sialendoskopi gibi etkili bir yöntem varken gereksiz yere tükürük bezi alınan hasta sayısı azımsanmayacak düzeydedir.
Sialendoskopi yöntemi, yüksek başarı oranına sahip ve düşük riskli bir tedavi seçeneğidir. Ancak bu yöntemin ülkemizde yaygınlaşması istenilen seviyede değildir. Bunun en önemli nedenlerinden biri kullanılan endoskopik cihazların ve ekipmanların oldukça maliyetli olmasıdır. Aynı zamanda bu alanda gerekli eğitimlerin de yüksek maliyet gerektirmesi önemli bir engel oluşturmaktadır. Tüm bu şartlar sağlansa bile süreç burada bitmez; hekimin endoskopik cerrahi konusunda ileri düzey deneyime sahip olması ve sabırla çalışması gerekir. Bu teknik kısa sürede öğrenilebilecek bir uygulama değildir. Adeta çok dar bir alanda, milimetrik hassasiyetle çalışılarak 1 santimetreden büyük taşlar kırılır ve yaklaşık 2 milimetrelik kanaldan çıkarılır. Bu da ileri teknoloji ekipman gerektirir. Bu nedenle bu işlemi gerçekleştirebilen hekim sayısı ne yazık ki sınırlıdır. Özel sağlık sektöründeki maliyetler de her hasta için erişilebilir değildir. Ülke nüfusuna oranla elli binin üzerinde tükürük bezi taşı hastası olduğu tahmin edilmektedir. Tüm hastalara yeterince ulaşılamadığı için, birçok kişi mecburen tükürük bezinin alınması yoluna gitmektedir.